11-13 Yaş: Benliğin Tekrar Organize Olması ve Karşı Cinsi Tanıma Dönemi

DeğişimGrup

Arşiv

paz sa ça cu cum pa
123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

E-Bülten

Abone Olun:

seçim: Profesyonel Yardım Alma ile ilgili

Şu anda sizi yaşam sorunlarınızla ilgili profesyonel yardım almaktan ne alıkoyuyor?

  • email Arkadaşınıza tavsiye edin
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

BU makaleyi beğendinizmi ?

(Toplam 1 Oylar)
[Yazı Boyutu] Decrease font Enlarge font
image

11-13 Yaş: Benliğin Tekrar Organize Olması ve Karşı Cinsi Tanıma Dönemi

Bu yaş dönemine geldiğimizde çocuğun hem fizyolojik, hem psikolojik, hem de sosyal açıdan bir çok değişime maruz kaldığını görmekteyiz. Öncelikle fizyolojik olandan söz etmek gerekirse, hormonal değişimlerin hızlanmasıyla hem kız hem de erkek çocukta ilk tüylenme belirtilerinin görülmesi, kızlarda adet görmenin başlaması, erkeklerde testesteron hormonu etkisiyle cinsel olgunlaşma, ses değişimi, boy uzunluklarında artış ve kilo alımı ya da kaybı gibi çeşitli biyolojik değişimler gözlenebilmektedir. Psikolojik açıdan en belirgin olanı, her iki cinste de “kişiliğin tekrardan organize olması (Re-transformasyon)”dır. Bu yaş dönemiyle birlikte her türlü sorun, kişilik özelliği, davranış, duygulanış ve düşünüş şekilleri aynen en erken yaş dönemlerindeki gibi sanki tekrardan ortaya çıkar. Bu geçmiş dönemlerdeki yapılanmadan tamamen bağımsız olmasa da aslında yaşanan sorunların yoğunluğu ve tekrar bazılarının gündeme gelmesiyle kişilik büyük bir değişime maruz kalır. Sosyal açıdan ilk defa tam olarak bir cinsiyet farkındalığıyla gelen “kız”  ya da “erkek” arkadaş kavramı oluşmaya başlar. Hoşlanmalar, sevmeler, aşık olmalar ve bunların zaman zaman çıkmalar ya da flörtlerle kendini göstermesi olağan değişikliklerdendir.

Kişiliğin tekrardan organize olması durumu bazı sorun alanlarında çok fazla yoğunlaşmayla kendini belli edebilir. Eskiden sorun olmayan bazı şeyler aşırı sorun olmaya başlayabilir, bazı takıntılar ortaya çıkmaya ve bunlarla baş edememe dolayısıyla sinirlilik ve fazla hassasiyet belirtileri görülebilir. Özellikle küçük yaşlarda yaşanmış olan “kendine güven” sorunu bu yaş döneminde tavana vurabilir. Kendine güven sorununun sıklıkla patlak verdiği nokta karşı cinsle olan ilişkilerdir. “Acaba beni beğeniyor mu?”, “Yeterince güzel/yakışıklı değilim”, “Ben çok beceriksizim..” tarzı ve özellikle kendi bedeniyle direk ilgili olumsuz yakınmalar artabilir: “Sivilcelerim yine çıktı, Kilo aldım, Burnum çok çirkin, Tellerim yüzünden kimse beni beğenmiyor.”vb. Aslına bakıldığında bu tür sorunların kaynağı kendini olduğu gibi kabullenememe ve sevmemeye dayanmaktadır. Bu dönemde anne-babaya aynen ilk yaşlardaki gibi son derece krıtik bir rol düşmektedir: Çocuğunu olduğu gibi sevdiğini, koşulsuz kabul ettiğini ona göstermek… Bu dönemde anne-babalıkta sıklıkla yapılan hatalardan biri çocuğun kendi hakkında söylediklerini aynen onaylamak ve bir türlü kendine gelmeyen güvenini dış faktörlere bağlayarak sorunu daha da zorlaştırmaktır. Örneğin kilo aldığını söylüyor ve şişman olduğundan yakınıyor diyelim; anne-babanın buradaki öncelikli görevi onu hemen diyetisyene götürmek değil, kendisi ile ilgili yaşadığı bu “olumsuz benlik algısı”ndan onu birtakım “olumlamalar”la kurtarmaktır. Bu olumlamalar şu şekilde yapılabilir: “Kilo almak senin çirkin olduğunu göstermez..Tabii ki, okuldan dolayı stres yaşıyor olabilirsin...Kilo bu yaş döneminde doğal..Gel seninle bunu niye özellikle şimdi sorun ettiğini konuşalım...” vb.

Bu dönemde unutulmamalıdır ki artık karşımızda tam anlamıyla ne bir çocuk ne de bir yetişkin vardır. Bu dönemi zor kılan şey budur. Aynen ergendeki bu çok boyutlu değişimlerde olduğu gibi ebeveynlerin kendi yaklaşımlarında da çok boyutlu bir değişim olması zorunlu ve gereklidir. Eğer karşılarında hala sadece bir çocuk varmış gibi yaklaşırlarsa ergenlikten yetişkinliğe, sorumluluk almaya ve en önemlisi olgunlaşmaya geçiş sorunlu olur ya da bu geçiş hiç olmayabilir. İleriki yaşlarda görülen “özerk olamama”, “bağımlılık”, “sorunları ve duyguları taşıyamama” problemlerine bu şekilde zemin hazırlanmış olur. Bununla birlikte bu dönemde genç ergene karşı tam anlamıyla bir “yetişkin” gibi de davranılırsa bu da henüz hazır olmadığı yaşam sorumluluğunun altına erken yaşta girmesine neden olur. İleriki yaşlarda, gerek iş gerekse sosyal hayatta “hiçbir otoriteyi kabullenememe”, “sınırları tanımama”, “çok fazla kendine dönük yaşama”, “başkalarını fazla önemsememe”..gibi erken bireyselleşmenin yarattığı sorunlar gündeme gelebilir. 

Açıkça görüldüğü gibi temel değişimlerin yaşandığı bu dönem, ebeveynler için de bir takım ayarlamaları gerektirir. Çocukluk-Yetişkinlik arasındaki bu devreyi anlayış göstermeden, sabırsız ve yargılayıcı davranarak geçiren ebeveynler çocuklarının kişilik oluşumunda bazen geri dönülmesi imkansız yaralar açılmasına ve ileriki yaşlarda kişilik sorunlarının oluşmasına neden olabilirler. Bu dönemdeki “kendini olduğu gibi, severek kabullenme” konusu ebeveynler için de son derece geçerlidir. Kendini kabul etmekte zorlanan, bazen kendine karşı aşırı yargılayıcı, suçlayıcı olan, mükemmelliyetçi özellikler taşıyan ve hepsinden önemlisi bunların farkında olmayan ebeveynler bu dönemi zor geçirmekle birlikte geleceğin sorunlarının alt yapısını da şimdiden hazırlamış olurlar.

Gelecek yazıda görüşmek üzere... (Konumuz: 11-13 Yaş: Benliğin tekrar organize olması ve karşı cinsi tanıma dönemi sorun çeşitleri ve farkındalıklı çözüm önerileri)
 
Farkındalık ve Sevgiyle,
Duysal Aşkun

© 2007 Duysal Aşkun, DeğişimGrup

  • email Arkadaşınıza tavsiye edin
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

[Yorumlar] comment Yanıtlar (0 Gönder)

DeğişimGrup Kişisel Gelişim Portalı Powered By Mert Tığlıoğlu
Hosted ßy Bartinweb.com