DeğişimGrup
E-Bülten
seçim: Profesyonel Yardım Alma ile ilgili
BU makaleyi beğendinizmi ?
Çocuklarda Okula Adaptasyon Sorunu
Okul döneminin birkaç hafta ilerlemesiyle birlikte en başlarda çok yoğun bir şekilde yaşanmaya başlanan ve şu anda halen devam etmekte olan adaptasyon sorunundan söz etmek istiyorum. Özellikle okula yeni başlayan çocuklar söz konusu olduğunda sıklıkla karşımıza çıkan bu sorunda anne-babalığın etkisi büyüktür. Anne ile olan ilişkide “bağımlılık” yaşanması bu sorunun temelinde yer aldığı gibi aynı zamanda okulun ve öğretmenin özellikleri, çocuğun ders algısı, zeka kapasitesi ve derslere genel yaklaşımı bu sorunun artışında birebir rol oynamaktadır.
Çocuğun ilk 6-7 yılına bakıldığında bu yılların en azından ilk 3’ü anne ile yoğun bir paylaşım içinde geçmektedir. Daha sonra annenin durumuna bağlı olarak çocuk ya yuvaya verilmekte ya da anneanne/babaannenin yanına bırakılabilmektedir. Geçen yazı dizilerimden takip ettiyseniz eğer, bu ilk yılların anne-çocuk ilişkisi açısından çok krıtik ve önemli olduğunu görebilirsiniz. Bu ilk yıllarda yaşanan ilişkinin niteliğinden dolayı bazı durumlarda çocuk anneye aşırı bağımlı kalır. Üç yaşlarda olması gereken “sağlıklı kopuş” gerçekleşmez ve çocuk ileriki yıllarda da anne ile kendisini ayrı bir varlık olarak algılayamayabilir. Bunun olası nedenleri arasında annenin aşırı korumacı olması, annenin kendi bağımlılık sorunlarının var olması, yaşanan travmatik bir olay sonucu çocuğun çok korkup aşırı bir güvenlik ihtiyacı içinde anneye daha çok sarılması..vb. sayılabilir. Bütün bu olası nedenlerin bir sonucu da “okula adaptasyon sorunu” olarak tezahür eder. Bu sorun kendini, okula gitmek istememe, okulda sürekli anneyi arama ve ağlama, arkadaşlıklar kuramama, dersi dinlememe, kurallara uymama, sabah erken kalkmak istememe, her defasında okula anne ile gitmek isteme..vb. şeklinde gösterebilir. Bu şekilde bakıldığında aslında temelinde ebeveyn ile olan ilişkide yaşanan bir problem “görünürde” bir okula adaptasyon problemi olarak karşımıza çıkar. Eğer bu sorunun köküne inmezsek ve sadece “okul” ile ilgili olarak bazı çözümlere gitmeye çalışırsak kalıcı bazı problemlere daha da fazla zemin hazırlamış oluruz. Bunların yanında çocuğun bilişsel kapasitesi ve ayrıca okulla ilgili bazı faktörlere de bakmak gerekir kesinlikle. Örnek olarak çocuğun okulu baştan beri benimsememiş olması, okulun fiziksel koşulları, öğretmenin anlayışlı yaklaşmaması, çocukta var olan zihinsel kapasite eksikliği, dikkat dağınıklığı ve hiperaktivite problemi...vb. birçok etken aynı zamanda bu sorunu fazlaca azdırabilmektedir.
Bu konuda özellikle çekirdek nedene inildiğinde ilk yapılması gereken “çocuğu yargılamamak”tır. Öncelikle çocuğun yaşadıkları iyice anlaşılmalı ve yan faktörlerin olası etkileri araştırılmalıdır. Eğer gerçekten ilişkide bir bağımlılık probleminden söz ediyorsak o zaman annenin acilen kendi farkındalığını edinmesi lazımdır. Bunun da en iyi yolu “anne danışmanlığı” almaktır. Bu danışmanlığı çeşitli uzmanlık dalları vermektedir. Psikologlar, pedagoglar, psikolojik danışmanlar, nlp uzmanları..vb. Burada sorumluluk 0 annededir. Bu sorunun çözümü konusunda yapacağı bu farkındalık çalışması şu anda yüzeyde “adaptasyon sorunu” olarak gözüken ama ileride çocuğun değişik yaşam alanlarında (ör. Akademik başarı, ders çalışma motivasyonu, sosyal yaşam ve arkadaşlarıyla yakın olabilme yetisi...vs.) kendini daha ciddi ve krıtik olarak ortaya koyabilecek çetrefilli sorun çeşitlerinin ortaya çıkmasını engellemiş olur. Bununla beraber okulla ya da öğretmenle ilgili bir neden varsa derhal bunu o seviyede çözmek gerekir. Öğretmenle özel olarak konuşulabilir, hatta çok özel durumlarda öğretmen bile değiştirilebilir. Eğer şu anda okulda bu sorun çözülemiyorsa çok geçmeden okulun değiştirilmesi alternatifi bile değerlendirilmelidir. Son olarak eğer çocuğun zeka kapasitesi ile ilgili bir sorun varsa, o zaman da yine yukarıda sözünü ettiğim uzmanlara başvurulmalı ve ayrıca okul rehberlik servislerinden ek destek alınmalıdır.
Sonuçta okula adaptasyon sorunu yaşayan çocuğa birer anne-baba olarak “temel nedenler” açısından bakmalı ve “nasıl olsa geçer” yaklaşımından uzaklaşmalıyız. Bugünün sorunları yarının krizleri, çıkmazları ve psikolojik rahatsızlıkları olabilir. Bu yaşlarda yeterli duyarlılığı ve farkındalık cesaretini gösterirsek gelecek için son derece önemli bir yatırım yapmış oluruz.
Gelecek yazıda görüşmek üzere...
Farkındalık ve Sevgiyle,
Dr. Duysal Aşkun
© 2007 Duysal Aşkun, DeğişimGrup





DegisimGrup Hakkinda
DegisimGrup Web Portali
Dunyadan Basliklar


